|
Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz. |
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
#1
|
|||
|
|||
Müslümanlar neden geride kaldı ? Batılılar nasıl ilerledi ?
Müslümanlar olarak neden geride kaldık ? Batı dünyası nasıl ilerledi?
|
#2
|
|||
|
|||
Bence birinci sorun halifenin olmamasından kaynaklanıyor.Halife olmayınca islam dünyası parçalara ayrıldığından dolayı tek yerden yönetilmeyince müslümanlar birleşip tek yumruk olamıyor.
İkinci sorun ise günümüzdeki hocaların islamiyetin içerisini boşaltması ve düzgün bir şekilde İslamiyet dinini anlatmaması örneğin batıni ilimlerden hiçbiri bahsetmemesi veya spor ve bilimle müslümanların uğraşması için teşvik etmemesi. |
#3
|
|||
|
|||
Ondan dolayimi halife varken matbaa ülkeye 200 sene sonra girdi. Halifelik osmanliya geldikten 50 yıl sonra osmanli duraklama dönemine girdi zaten.
Osmanlıda okuma yazma.orani %8 di. Halife vardı o zaman. Bence kendi dusuncelerini yazarken biraz arastirmalisin. Tek adamcilık devleti ilerletmez.kuvvetler ayriligi olmali.her kurumun birimin gorev alanı olur kanunlar cevresinde geregini sormadan yapar. Her kurumun basina seçilmiş liyakatli koyarsın. Adaleti sağlarsın. Bak hersey nasil degisiyor. . |
#4
|
|||
|
|||
Alıntı:
Komedisin valla 🤣🤣 Osmanlı'nın matbaaya 300 sene sonra gelmesinin sebebi halife var diye mi ? Ne yapmış halife kitap okuyacaklara şş olmaz kapat o kitabı mı demiş ? 300 yıl sonra gelmiş çünkü talep yok arkadaşım. Tıpkı tüfeğin ilk icadının 10.yüzyilda Çin'de bulunması ama ciddi anlamda üzerinde durulup geliştirilmemesi hatta sonraları 14.yuzyilda Avrupa'nın öncü hale gelmesi gibi. Biraz düşünürsen anlarsın buldukları halde neden geliştirmemişler ? Çünkü yeterli talep yok. Bir icadın/keşfin ortaya çıkması illa sahiplenilmesini gerektirmez. Avrupa'da ve ingilterede okuma oranı yüksekti dolayısıyla matbaa tutan bir işti. Osmanlı da ise kitap okuma alışkanlığı yok ve hatta matbaa Osmanlıya uğramamış değil uğramıştır ermeni ve hristiyanlara uğramıştır. Ancak onlarda da tıpkı bizler de olduğu gibi okuma oranı çok düşük olduğu için tutmamıştır. Hal böyle iken ne yapsın millet yeni bir icat diye kullanılmayan şeyin fabrikasını mı açsınlar ? Okuma yazma oranı yüzde 8 vs. Bunlara girmiyorum bile çünkü kaynak bile yok bu konularda. Ek olarak harf inkılabına katılıyorum olması gereken ama eskiyi silmeden ikisini birden öğretmek ile yapılması gereken bir şey şahsi fikrimce tıpkı rusya, İsrail gibi devletlerin yaptığı gibi. Hatalar yapılmıştır ama bir şeyler yapıldıysa sebebini öğrenmek, araştırmak gerekir. |
#5
|
|||
|
|||
Senin yazdıkalrinin kaynagi ne kadir misiroglunun video ve kitaplarinin reklamini yapiyorsun?
Inanilmaz sabit fikirlisin.bilmedigin konuda bile süper bilgili görünme cabandan biraz vazgecsen)) Osmanlinin yükselme donemi hilafetten 50 yil sonra biter Osmanlida okuma yazma aliskanliginin olmamasi degil okuma yazma orani düşük.halkı cahil birakmişlar. Anadoluda eskiden nufusun %80 köydeydi zaten. Tebaa kul olarak goruluyordu anadolu halki. Askerlik 15 seneye kadar cikmis.asker gelen mektubu bile arkadaslarina okutturuyor. Senin türk deden istanbula vizeyle 2 sahitle giriyordu Beni boyle yazinca hilafet veya seriat dusmani zannnedersin.hayir.. hem devlet adami hemde halife aynı kisi olamaz.bir insan hem cok iyi devlet adami hem din gorevlisi olurmu? Seriatin oldugu yerlere bak ne axalet var ne sistem.bu sistemi insanlar kendi menfaatlerine kullaniyor. Hangi sistem farketmez insanlar kendi menfaatlerine kullanirsa hrba olur Cumhuriyette öyle şeriatte öyle. Kuvvetler ayriligi olmali. |
#6
|
||||
|
||||
Eğer Osmanlı’nın son 200 yılda yıkılış sürecine girdiğine inanacaksak, devletin yıkılışından 154 yıl önce elde ettiği zaferi nasıl değerlendirmek gerekecektir. Yıkılış sürecine girdiği iddia edilen Osmanlı Devleti, 1739 yılında hem Ruslarla hem de Avusturyalılarla, aynı anda iki cephede savaşmış ve ikisini de yenmiş ve ikisine de muhteşem anlaşmalar imzalatma başarısını göstermiştir. Bu anlaşmalarla Rusları, “Karadeniz’de gemi ve tersane bulunduramayacaklar” maddesi ile Karadeniz’den uzaklaştırmış; Avusturyalılardan da kaybettiği Belgrad’ı geri alabilmiştir. Yıkılışına 154 yıl kalan bir devletin bu başarısını nasıl değerlendirmek gerekir o hâlde? Bu başarıya tesadüf denilebilir mi? Yıkılışına 154 yıl kala, aynı anda yaptığı savaşla iki güçlü devlete de istediği anlaşmayı imzalatacak kudrete sahip Osmanlı Devleti’ne, yıkılacak gözüyle bakmak bilimsel bir yaklaşım mıdır? Bu iki zafer bir veri değil midir? Bu veriler ortadayken neden hâlâ Osmanlı Devleti’ne, iki yüz yıl içinde yıkılacak bir devlet gözüyle bakılmaktadır? Bu anlayış, bilimsellikten daha çok taraflı bir yaklaşımdır. Hâlbuki Osmanlı Devleti’nin nasıl ve hangi sürede yıkıldığı çok açık ve net bir biçimde ortadadır. 1908’de darbeyle iktidara gelen İttihatçıların, darbelerle, savaşlarla (Trablusgarp ve Balkan Savaşları) perişan ettiği, Osmanlı Devleti 1914’te I. Dünya Savaşı’na sokularak yıkılmıştır. Yıkılışından iki yıl önce 1912 yılında bile Osmanlı Devleti’nin Adriyatik kıyısına uzanan toprakları vardı. Bu nasıl bir yıkılmaktır ki; son iki yılda bile Avrupa’nın ortalarına kadar uzanan topraklara sahip olan bir devlet vardı ortada. Adriyatik kıyısındaki İşkodra’dan, Selanik, Kosova, Üsküp, Manastır’a kadar Güney Doğu Avrupa topraklarının önemli kısmı hâlâ Osmanlı Devleti’nindi.
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır... |
#7
|
|||
|
|||
Alıntı:
Arkadaşım söylediklerin de yanlış bir durum var demiyorum ki ben. Hemfikir olduğumuz konularda bile fikir ayrılığına düşmüşüz gibi yazmışsın. Ancak sıkıntılı olduğun taraf bakış açın. Osmanlı da zaten halk bilgili, alim/ülemadan oluşmazdı. Ancak buradaki sorulması gereken bunun sorumlusu "kim" değil bunun sorumlusu "nedir" olmalı. İlla bir suçlu arayacaksan insanların kendilerine bakman lazım. Bugün içinde binlerce kitap bulunan halk kütüphaneleri var. 500 den aşağıya kütüphane arşivi olan üniversite yok. Ancak neden insanlar liseyi bitirdikten sonra sanayiye gidiyor ? Veya neden insanlar kütüphane kütüphane dolaşıp ilim aramıyor ? Çünkü karın doymuyor. Bugün neyse o yıllarda da böyleydi. Çiftçinin karnının doyması lazım bu adamların okumakla etmekle yapacağı bir iş yok. Ne yapacak çiftçi yazılım mı yazacak ? Bugün dünyanın her yerinde durum aynı. Yüzyıl önce de aynıydı yüzyıl sonra da aynı olacak. Sistem olduğu sürece ezilen birileri olacak. Ancak kalkıpta halkı cahil bırakmışlar demek kendi cahilliğini başkasına yüklemekten başka bir şey değildir. |
#8
|
|||
|
|||
Alıntı:
Şu an egitim kaliten nedir mesela ulkede? Şimdi herşeyi vatandaşa yüklersen işin içinden çıkamassın. Her imkan var devlette şu an. Cocuklara saygı egitimi? Fotoğrafik hafıza?görsel hafıza? Güzel konuşma? Hitabet sanatı? Milli ruh nedir? Spora yönlendirme gibi dersler veriyormuyuz hayır.peki zeki cocuklari belirleme gibi bir sistemin varmı oda hayır. Özgüvrn dersi varmı? 3 tarafin denizlerle cevrili yüzme egitimi? Hayatı idame dersi? Bunları yapabilirlermi? Iste imkan iste teknoloji. Neden yapmiyorlar o zaman. Senin ülkenin genci cocugu bu ülke in gelecegi tarafsiz bir sekilde bu egitimleri verirsen akılli zeki vatansever gencleri yeyisyirirsin. Sen verdigini ver almayan dışarda kalsın o başka. şimdi bu egitimleri alıp almamayı eğitimin veriliş alış seklini vatandaşin insifiyatına birakirsan toplumu kaybedersin. Osmanli döneminde 600 yılda vatandasin %8 okuma yazma oranı demek halkı cahil birakmaktır.sen inanmasanda böyle. resmi kayitlara bakabilirsin. sübyan mektebi var kac tane yerde var? Kurani kerimi ögrendimi tamam bitti. türklere 10 yil 15 yıl askerlik yazmislar. 10-15 yıl askerlik yapan mehmet amca gelince ya cift sürmüs veya ermeninin yanina işe girip calismis. Ama cumhuriyetten sonraki okuma yazma orani 15 yılda 7-8 katıni buluyor.demekki devlet bu iste rol oynayabiliyor. Herkes kendini yetistirir diye birakirsan halkın %15 i bunu yapıyor peki kalanı ne olacak. Cahil olursa kandirmasi inandirmasi kolaydır mantigi var. |
#9
|
|||
|
|||
Alıntı:
|
#10
|
||||
|
||||
1927’de Türkiye’de okuryazarlık oranını %8.1 olarak veren sayım rakamları doğrulanmaya muhtaçtır. 1895 yılına ait Osmanlı istatistiklerinde Anadolu ve Rumeli’nde 5-10 yaş kız ve erkek İslam çocuk nüfusunun %57’si ilkokul öğrencisi görünür (Devlet-i Aliye-i Osmaniyenin 1313 Senesine Mahsus İstatistik-i Umumisi;). Aynı düzey eğer 1914’e kadar korunmuşsa, 1927’de 20-42 yaş kuşağı Türk nüfusunun aşağı yukarı yarısının az çok ilkokul eğitimi görmüş, dolayısıyla eski yazıyla okuryazar olması gerekir. Bu da, 1914’ten sonra eğitim sisteminin iflas etmesi ve savaş telefatı gibi etkenler hesaba katılsa bile, toplam nüfusta en az % 30 civarında okuryazarlık demektir. Dolayısıyla ya Osmanlı istatistiklerinin, ya 1927 sayımının gerçekleri tahrif ettiğini kabul etmek zorundayız.
İki zaman noktası arasında okuryazar oranının “kaç kat arttığı”, anlamlı bir istatistik olmaktan uzaktır. Önemli olan, toplumda okuma-yazma bilmeyen insanların ne kadarının, belirli bir dönemde, okuma-yazma öğrenme ihtiyacını duymuş veya imkânını bulmuş olduklarıdır. 1927’de okuma-yazma bilmeyen 11,544,000 kişiden 1,347,000’i, bunu izleyen sekiz yılda okuma-yazma öğrenmişlerdir. Normal zekâya sahip insanlar azami üç ayda okuma-yazma öğrendiklerine ve aşağı yukarı her köyde okuryazar birkaç kişi 1920’lerde bile bulunacağına göre, okuryazarlık artışı bir imkân ve organizasyon (arz) sorunundan çok bir istek ve ihtiyaç (talep) sorunu olarak görünmektedir. Dolayısıyla, 1928’i izleyen alfabe seferberliğinin uğradığı başarısızlık, “kadro yetersizliği, olanak yokluğu” vb. gerekçelerle açıklanamaz. Anlaşılan memlekette 1928 itibariyle okuryazarlık isteği ve ihtiyacı yaygın değildir. 1908-1914 döneminde Türkçe İstanbul basınının günlük tirajının – kesin rakamlar bilinmemekle beraber – 100,000’in epeyce üzerinde olduğu anlaşılıyor; ayrıca dönemin taşra basını da son derece canlıdır. İstanbul ve Ankara’da yayınlanan Türkçe gazetelerin toplam tirajı 1925’te 40,000’e (bin kişide 3.2), 1928 sonunda 19,700’e (bin kişide 1.4) düşecek ve 1940’ların sonuna kadar, mutlak sayıdaki tedrici artışa rağmen, binde 4-5 düzeyini aşamayacaktır. 1928’de başlatılan alfabe seferberliğinde halkın tamamını bir-iki yılda okuryazar hale getirmenin hedeflendiği anlaşılıyor. Reisicumhurun 1929 sonbaharından itibaren 8-9 ay süreyle kamu işlerinden uzaklaşıp adeta inzivaya çekilmesinde, olağanüstü bir enerjiyle benimsemiş olduğu bu projenin uğradığı başarısızlığın da bir rolü olabilir.
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır... |
|
|
Benzer Konular | ||||
Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
Burun neden kanar nasıl durdurulur ve tedavi | aşk | Sağlık | 2 | 10.05.21 23:52 |
Cinler insana neden musallat olur? Cinler insanlara nasıl musallat olur? | Sin | Cin & Şeytan & Melek & Ruh | 4 | 29.05.19 10:15 |
Neden Hıçkırır İnsan ve Nasıl Kurtulur? | SiLence | Sağlık | 2 | 16.10.18 01:35 |
Köprü Neden Köprüye İhtiyaç Vardır Nasıl Temizlenir ? | Tuana | Ağız ve Diş Sağlığı | 2 | 19.05.18 01:35 |
Neden Unutur, Nasıl Hatırlarız?" Ruh Sağlığı | aşk | Sağlık | 1 | 01.06.17 09:52 |