Cenab-ı Hakkın isimlerinin tecellisi bildiğimiz anlamda; örneğin EL VEDÛD ismi şerifi yani sevginin ifadesi her insanın gönlünde direk açılmıyor. Kişiden kişiye değişebilir bir durum söz konusu.
İsimlerin tecellisi, ilk yönüyle olumsuza vurgu yapar, şöyle ki; kişi sevgisiz büyür, saygı göremez, itibarı zedelenir ve kalbinde öfke ve kızgınlıkları çoğalıp bilinç altı bu kararmayla katılaşır.
Şimdi biz böyle bir beyin yapısına El VEDÛD ismi şerifinin titreşim frekansını giydirmeye kalkar isek vurgu nereye olur? Sevgisizliğe..! Her şey zıttı ile kaim değil mi? Evet, işte EL VEDÛD ismi zor şartlar içinde kalmış bir vicdana yük olabilir. Zikrin mânası kişinin beyninde gerekli açılımı gösterebilmesi için önce zıttıyla bir hesaplaşma yaşaması gerekir, sevginin görülebilmesi için uygun bir saha yok ki bu zikrin tecellisi aşikar olsun, düşünmek gerek değil mi?
Şayet zıttı olan sevgisizlik çok fazla ise kişide değersizlik vurgusunu öne çıkartır böyle bir zikir, geçmiş hadiseleri ön plana alır neden? Zikrin manası gerçek vizyonunu gösterebilmesi için kulun sevgisizlik içinden uyanması gerekiyor, şuursal olarak bir şıçrama yapabilmesi için iradi bir hareket bekleniyor, farkında olmadığımız blr şeyi değiştirebilmemiz mümkün görünmüyor. Dipten çıkarak yüzeye vuran sevgisizlikle kulun bir hesaplaşma, çözülme yaşamasının ardına El VEDÛD ismi şerifinin kuldaki tezahürleri görülebilir.
İşte bu yüzden bazen insan bilmeden zikir eder, kendini kötü hisseder. Halbuki Allah’ın isimleriyle zikrediyoruz diye şaşırırlar. Bu sadece bir örnek, Bunun gibi binlercesi örnek verilebilir. Birde bu iç alemin, atom altı yapının madde alemini etkileme konusu var ki, oraya hiç girmiyorum. Mevlanın isimleri nihayetsiz.
|